Bundan yaklaşık 170 yıl önce, Mustafa Reşit Paşar'nın okuduğu Gülhane Hattı Hümayunu ile burada, Gülhane Parkır'nda yakıldı Hürriyet Olimpiyatı Meşalemiz.
Meşalenin geçtiği yerlerde Padişahlar tebaalarına; adalet, eşitlik, hukukun üstünlüğü vaat etti.
170 yıl bu vaatlerle geldi geçti.
170 yıl sonra yeniden aynı yerdeyiz. Hürriyet meşalesinin ilk yakıldığı yerde.
Hürriyet meşalesinin sönmüş ateşini yeniden yakmak için.
Uzun uzun yolları aşıp geldik, başımıza gelmeyen kalmadı.
1876'da anayasa ilan edildi. Tamam, şimdi adalet, eşitlik, özgürlük gelecek sandık, yanıldık, koyu bir istibdat rejimi ile karşılaştık.
1908 Devrimi oldu; Türkler, Ermeniler, Kürtler hep birlikte sokaklara çıktık, o günü Hürriyet Bayramı ilan ettik, kutladık. Çok partili hayata geçildi, sosyalist partiler kuruldu, feminist dergiler yayınlandı, grevler oldu, Meclis'te demokratik tartışmalar yaşandı.
Ama hürriyet meşalesinin ateşi kısa ömürlü oldu. İktidar ateşiyle yanıp tutuşanlar, bizi ateşten savaşlara soktular.
Sonra meşaleyi Ankarar'da Birinci Meclis'e kadar getirmeyi başardık. Top sesleri altında siyasi meşruiyetten taviz vermeyen vekillerin içinde yanıyordu hürriyet ateşi
Cumhuriyeti ilan ettik, padişahları kovaladık zannettik. Belki sürekli yanıp sönen hürriyet meşalesine İstanbul'un havası dokunuyorduk dedik, Ankara'ya taşındık.
Ama o da fayda etmedi, tek parti rejimiyle padişahlar yeniden geri döndü. Bu kez her şey halk için de ama halka rağmendi. İmtiyazsız sınıfsız kaynaşmış bir kitleydik. Aksini iddia edenler yatılı okullara gönderildi, hürriyet meşalesi sınır dışı edildi.
1945'te savaş bitti, batılı demokrasiler kazandı. Kazananların tarafında olmak için yeniden harlandı hürriyet meşalesinin ateşi. 1950'de Demokrat Parti adalet, özgürlük vaatleriyle iktidara geldi. Yeter artık söz milletindi.
Ama hürriyet meşalesinin ateşine ne darbeciler katlanabildi ne de Demokrat Parti'nin hassas bünyesi.
Bu kez darbeciler hürriyet, adalet, eşitlik derken meşaleyi ateşe verdiler, o ateşinin içine de ülkenin başbakanını attılar. Artık sapı da tutuşmuş hürriyet meşalesi ordu-millet elele diye bağıran üniversite öğrencilerinin elindeydi.
68 rüzgârları esti, özgürlük, eşitlik ve adalet isteyen gençler çıkageldi, meşale yeniden yandı. Ellerinde bir meşale vardı ama onunla ne yapacaklarını tam olarak bilmiyorlardı. Kafaları karışıktı ama iyi niyetliydiler. Bir kısmı cici demokrasiye inanmadı, meşale yandıkça söndürmekle görevli itfaiyecilere katıldı. Bir kısmı ellerindeki meşalelerle devrim ateşini yakmaya kalktı. Yangın çıktı. Yangını söndürmek için birileri yine itfaiyeyi aradı, itfaiye de ateş silahlarıyla, benzin bidonlarıyla çıkageldi. Ormanları yaktı nice fidanlarla ve özgürlük meşalesiyle birlikte.
Yangınlar sürüp gitti. Maraş'ta, Sivas'ta, Diyarbakır'da, Şemdinli'de, Kızıltepe'de, Agos gazetesinin önünde.
Hürriyet meşalesinden cılız bir alev çıkmaya görsün "yangın var" diye bağıranlar hemen itfaiyeyi aradılar. Varlığını yangınlara borçlu olan itfaiyede her yerde benzin bidonları ve ateş silahlarıyla belirdi.
Bugün yine aynı korsan itfaiye yangın çıkarıyor, nefes aldıran ormanlar, özenle, binbir zorlukla yetiştirdiğimiz ağaçlar tutuşturuluyor. Birileri de yine bu yangına körükle gidiyor.
Bu yangını yangın yönüne doğru esen rüzgârlara rağmen kontrol altına alamazsak, tüm birikimlerimiz yine kül olacak
Bugün buraya Türkiye hürriyet meşalesinin olimpos dağına bu yüzden geldik.
Hem yangını söndürmek için ne yapacağımız konuşmaya hem de uzun süredir sönmüş hürriyet meşalesinin ateşini yeniden yakmaya.
GENÇ SİVİLLER
Düzenleyen: irfan Düzenleme Tarihi: 16-04-2008 17:32