Herşeyden önce adak bir ibadettir. İbadet ALLAHr17;ın emri olduğu için yapılır. Maksat, ALLAHr17;a kulluk yapmaktır. Gaye, ALLAHr17;ın rızasına ulaşmaktır. Hedef, ahirette kazanmaktır. Yoksa herhangi bir dünyevi işimizin gerçekleşmesi ibadetimize ne maksat, ne gaye, ne hedef olamaz!Hiç kimse adak adadım diye, gelecek bir işinden ve beklentisinin gerçekleşmesinden emin olmaya hak kazanmış olmaz! Adak, ALLAH ile veya kaderle bir hesaplaşma veya pazarlık yapma ya da sonucu elde etmek için kayrılma isteme kurumu değildir. Her zaman, her yerde, her halde, her işte r0;Çalışan kazanır!r1; düsturu adetullahtandır, ALLAHr17;ın kanunudur. Geçerli olan bu kanundur. ALLAHr17;tan dünyada veya ahirette sonuç bekleyen kimse, işine gereği gibi sarılacak, çalışacak, çırpınacak, didinecek, emek sarf edecek, alın teri dökecek, gerekirse uykusuz kalacak. Yani işinin ve isteğinin gerçekleşmesi için, Bediüzzamanr17;ın ifadesiyle, fiili duasını elinden geldiğince eksiksiz yapacak.Diğer yandan, adağın dünyevi gayeleri olamaz! Eğer olursa, o adak halis olmaz, makbul olmaz.Adak adamakla kişi olmasını beklediği ve gücünün yettiği kadar, elinden geldiği kadar alın teri döktüğü işinin gerçekleşmesi esnasında, tam bu sırada, ALLAHr17;a farklı bir açıdan bir dua ile yaklaşmış olur. r0;Duânız olmazsa ne ehemmiyetiniz var?r1;(furkan/77) buyuran Rabbimize, bir işi gerçekleştirmek istediği sırada sığınmış, dua etmiş olur. Adak, duasının sadece bir parçasıdır! ALLAH kabul eder veya etmez! Takdir ALLAHr17;ındır! Vazife ise kulundur! Kul duayı ve ibadeti ALLAH için yapar. Diğer yandan ALLAHr17;ın verdiği eli, kolu, gücü, kudreti kullanarak çalışır, çabalar, işinin gereklerini yerine getirir. Sonucu ise ALLAHr17;tan bekler. ALLAH hikmetine uygun bulursa duamızı ve isteğimizi, istediğimiz şekliyle kabul eder. Uygun bulmazsa, Kendi büyük hikmetine uygun şekliyle kabul eder.Bazı hadislerinde de Hz. Peygamberr17;in adakta bulunmayı hoş karşılamadığı görülür. Mesela bir hadîs-i şerifte r0;Adak bir fayda sağlamaz, sadece cimrinin malını eksiltmiş olurr1; (Buhari, r0;Eymanr1;, 26; Müslim, r0;Nezirr1;, 2) buyurmuştur. Bu sebeple de İmam Şafii ve Ahmed b. Hanbel başta olmak üzere fakihlerin önemli bir kısmı adak adamanın mekruh olduğu görüşündedir. Hanefiler ise ALLAHr17;a ibadet ve taat kabilinden adakta bulunmayı mubah görürler. Sonuçta bir ibadetin işlenmesine vesile olduğu için bunu müstehap görenler de vardır.Konuyla ilgili hadisler ve İslam alimlerinin görüşleri incelendiğinde, kişinin hiçbir dünyevî menfaat ummadan sırf ALLAHr17;ın rızasını kazanmak, ona şükretmek için adak adamasında bir sakınca bulunmadığı görülür. Kişinin ALLAHr17;ın takdirinin değişmesine vesile olması dileğiyle ve ihlastan uzak, belli şartlara bağlı olarak adakta bulunması ise doğru karşılanmamıştır.Adaklar ALLAHr17;ın takdirini değiştirmez. Müslümanın bunu bilerek, ileride olacak bir şeyin en hayırlı şekilde vuku bulması dileğiyle Rabbimize yalvarması, bunu gerçekleştirmeye vesile olması için sadaka ve ibadet mahiyetinde bir adakta bulunması itikadi bakımdan sakıncalı görülmemiştir. Fakihlerin şartsız adağı daha hoş karşılaması, onda ibadet niyetinin daha belirgin olması sebebiyledir. Dünyevî bir menfaati konu edinen şartlı adak ise ibadet niyetinden ziyade neredeyse ALLAHr17;la bir pazarlık mahiyetini taşıyabileceği için, sonuçta bir ibadetin ifası söz konusu edilse bile ihtiyatla karşılanmış hatta doğru bulunmamıştır...
Sizlerinde bu kavram hakkındaki paylaşımlarınız bekliyorum inş...