 
Sivil anayasa taslağını hazırlayan akademisyen heyetinin başkanı Prof. Dr. Ergun Özbudun, parti kapatmanın zorlaştırılmasının Türkiye'nin acil ihtiyacı olduğunu vurguladı. Kılıç'ın konuyu gündeme getirmesini 'memnuniyet verici' bulan Özbudun, mahkeme üyelerinin bir kısmının TBMM tarafından seçilmesi teklifinin ise bir an önce hayata geçirilmesini istedi. Meclis Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya da Haşim Kılıç'ın açıklamalarına katıldığını söyledi. Venedik Komisyonu'nun 2009 raporunu hatırlatan İyimaya, "Türkiye'nin Avrupa standartlarında en büyük zaafı siyasal parti kapatma mekanizmasının bir kişinin elinde olması ve davayı tahrik eden mekanizmanın bir frenle donatılmamasıdır." dedi. İyimaya, Kılıç'ın dile getirdiği Yüksek Mahkeme'ye Meclis'in üye seçmesi önerisini ise 'demokratik meşruiyet bakımından zorunlu' olarak nitelendirdi.
Sivil anayasa taslağını hazırlayan akademisyen heyetin başkanı Prof. Dr. Ergun Özbudun, "Parti kapatmanın zorlaştırılması Türkiye'nin çok acil bir ihtiyacı. Sayın Başkan'ın ona değinmesi memnuniyet verici. Türkiye'de 24 parti kapatılmıştır. Bu, demokratik siyasi hayatı biçimlendirmenin ötesinde cendereye sokan bir durum." şeklinde konuşuyor. Özbudun, Anayasa Mahkemesi üyelerinin bir kısmını TBMM'nin seçmesi önerisinin de bir an önce hayata geçirilmesi gerektiği görüşünde. Ancak önceki Anayasa Mahkemesi başkanlarının hazırladığı taslağa mesafeli. Meclis'in sadece 4 üye seçmesini yeterli bulmuyor. Özbudun şöyle konuşuyor: "Batı Avrupa ülkelerinde Anayasa Mahkemesi'ne sahip hiçbir ülkede parlamentolar devreden çıkarılmış değildir. Bazılarında bütün üyeleri (Almanya, Macaristan, Polonya), diğer bazılarında üyelerin çok önemli bir bölümünü parlamentolar seçer. Türkiye, parlamento iradesinden koparan tek Batılı demokrasidir. Meclis'in seçeceği üyelerin sembolik bir sayıda değil daha ciddi bir sayıda olmasını temenni ederim. Üye toplamının yarısına yakın olabilir. Hazırladığımız taslakta 17 üyeden 8'i Meclis tarafından, 9'u diğer yüksek mahkemelerce seçiliyordu. Meclis'in katkısı sembolik düzeyde olmamalı." Özbudun, bireysel başvuru konusunda farklı bir görüşe sahip. Bu hakkın kabul edilmesinde herhangi bir sakınca olmadığını belirtiyor ancak zannedildiği gibi büyük bir yarar sağlanacağına inanmıyor.
TBMM Adalet Komisyonu Başkanı Ahmet İyimaya, Haşim Kılıç'ın konuşmasını "Anayasa Mahkemesi'ne yakıştı." şeklinde özetliyor. Ardından Venedik Komisyonu'nun 2009 raporunu hatırlatıyor: "Türkiye'nin Avrupa standartlarında en büyük zaafı, siyasal parti kapatma mekanizmasının bir kişinin elinde olması ve davayı tahrik eden mekanizmanın bir frenle donatılmamasıdır." İyimaya, koruyucu mekanizma olmadan bir makamın hareketiyle siyasi partinin kapatılmasının demokratik risk olduğunu dile getiriyor. Ara bir denge getirilmesini istiyor. Kapatmanın tek seçenek değil, son ve istisnai seçenek olması gerektiğini kaydediyor. İyimaya, Kılıç'ın Mahkeme'nin oluşumuna yönelik görüşlerinin AB standartlarında olduğunu vurgularken şu ifadeleri kullanıyor: "Bireysel başvuru konusunda tek bir model yok. Türkiye bunu tartışmalı. Bireysel başvuru gündeme gelirse Anayasa Mahkemesi'nin mecburen yapısı değişir. Mevcut yapı, bireysel başvurunun dava yükünü taşıyamaz. İki daire ve bir genel kuruldan oluşan güçlü bir yapı öngörülmeli. TBMM'nin üye seçmesi demokratik meşruiyet bakımından zorunlu. Mahkeme'yi bürokrasi ekseninden demokrasiye çekmek için zorunlu. Bugünkü yapı, bürokratik egemenliği simgeliyor. Demokratik meşruiyeti sadece verdiği kararla değil oluşumuyla da ilgili."
BU SİSTEM SADECE TÜRKİYE VE RUSYA'DA VAR
Mevcut sistemde Avrupa ülkelerinin aksine TBMM, Anayasa Mahkemesi'ne üye seçemiyor. Mahkeme'nin 7 asil ve 3 yedek üyesini, Yargıtay, Danıştay, Askeri Yargıtay, Askeri Yüksek İdare Mahkemesi, Sayıştay ve YÖK genel kurulları seçiyor. Cumhurbaşkanı, yüksek yargı kurumlarının seçtiği üyelerden birini tercih ediyor. Cumhurbaşkanı 3 üyeyi ise avukat ve üst kademe yöneticiler arasından doğrudan seçiyor. Meclis'in Anayasa Mahkemesi'ne üye seçmesi anayasa hukukçuları arasında uzun süredir tartışılıyor. 1961 Anayasası'nda 15 asıl üyenin 5'ini Meclis seçiyordu. 1982 Anayasası'nda Meclis devre dışı bırakıldı. Anayasa Mahkemesi'nin yaptığı çalışmaya göre, Türkiye ve Rusya dışında tüm ülkelerde parlamentolar Anayasa Mahkemesi'ne üye seçiyor. 30 ülkenin bir bölümünde Anayasa Mahkemesi üyelerinin tamamını parlamentolar seçiyor, bazı ülkelerde ise üyelerin belli bir oranı meclisler tarafından atanıyor.
Baralor da Meclis'in üye seçmesini istiyor
Haşim Kılıç'ın 47. kuruluş yıldönümü resepsiyonunda dile getirdiği 'Meclis'in Anayasa Mahkemesi'ne üye seçmesi' teklifi uzun süredir gündemde. Yüksek Mahkeme'ye Türkiye ve Rusya dışında tüm ülkelerde parlamentolar üye seçiyor. Türkiye'de millî iradenin Mahkeme üzerindeki etkinliğini artırmak için birçok çalışma yapıldı. Türkiye Barolar Birliği'nin 2001'de hazırladığı raporda 7 üyenin Meclis tarafından seçilmesi istendi. 2003 yılında dönemin Anayasa Komisyonu Başkanı Burhan Kuzu tarafından hazırlanan anayasa değişikliği teklifinde Mahkeme'nin üye sayısı 21'e çıkarılıyordu. 21 üyenin 7'sini TBMM'nin ataması öngörülüyordu. Ancak teklif rafa kaldırıldı. Benzer bir öneri Mahkeme'nin içinden geldi. Eski başkanlardan Mustafa Bumin ve Tülay Tuğcu'nun içinde bulunduğu üyeler, 5 yıl önce bir taslak hazırladı. Taslakta, üye sayısının 17'ye çıkarılması, bu üyelerden 4'ünün Meclis tarafından seçilmesi önerildi. Bumin, bu teklifi hükümet ve muhalefet ile Anayasa Komisyonu'na sundu. Konu Prof. Dr. Ergun Özbudun'un başkanlığında hazırlanan yeni anayasada da yer aldı. Taslakta, Yüksek Mahkeme'nin üye sayısının 17'e çıkarılması ve 8 üyenin Meclis tarafından seçilmesi önerildi. Haşim Kılıç, bu görüşe tam destek verdi. Parlamento'nun devre dışı bırakılmasının anayasa yargısının demokratik meşruiyeti açısından tartışmalı olduğunu belirtti.
Kapatma davası kararını açıklarken uyarmıştı
Kılıç, önceki günkü konuşmasında Siyasi Partiler Kanunu'nun demokratikleştirilmesi ve kapatma davalarına Avrupa standartlarının getirilmesi gerektiğini bir kez daha vurguladı. Kılıç, bu reforma büyük önem veriyor. 30 Temmuz'da AK Parti kapatma davasına ilişkin kararı açıklamadan önce de bu hususun altını güçlü ifadelerle çizmişti. Parti kapatma davalarında çok ciddi sıkıntılar çektiklerini bildirmişti. Kılıç, partilerin bu konudaki sessizliğini eleştirirken şu uyarılarda bulunmuştu: "Ne yazık ki demokratik ülkelerle olan beraberliği sağlamak adına yapılması gereken anayasal ve yasal değişiklikler yapılmıyor. Ne zaman bir parti kapatma davası gündeme geliyor, o zaman bu kuralların yapılması gerektiği hızlı bir şekilde tartışılmaya başlanıyor. Parti kapatma davaları daha açılmadan ilgili siyasi partilerimizin bir uzlaşma içerisinde bu konuda yapılması gereken değişiklikleri yapmasını arzu ederdik. Bundan sonra, Türkiye'nin siyasal hayatında bu gerginliği azaltma konusunda gerekli çabaların gösterileceği inancını taşımak istiyorum." (Zaman) |